Paylaş

Çin Halk Cumhuriyeti Olağanüstü ve Tam Yetkili Türkiye Büyükelçisi Deng Li’ye açık mektup.

Her ne kadar “Li” senin ülkende bir insan ismi olsa da sizin sevgi ve insanlığı bir arada algılamaktan uzak bir ırk olduğunuzu yönetim anlayışınızı göz önüne aldığımızda ikimizde biliyoruz.

En azından şu aşamada bizim nazarımızda öylesiniz.

Aslında diplomatik nezaket gereği size SAYIN! diye de hitap edebilirim(!)

Zira bu SAYIN! ifadesi ülkemizde aşağılıklar, katiller, zalimler ve terörist başları için de kullanıldığından pekte saygınlığı kaldığı söylenemez(!)

Siz de de bu sıfatların pek çoğunun mevcut olduğunu düşündüğümden, sanırım bu ifadeyi de hak ediyorsunuz ama, yine de kibar olmaya çalışarak kendi yöresel üslubum ile sesleneyim.

ULAN ÇİN-Lİ(!)

****

Önce bizleri yoktan var eden Yüce Allah, sonra da onun yeryüzündeki merhametli ve adil kulları yani Yüce Türk milletinden aldığım güce dayanarak söylemek isterim ki!

Yaklaşık yetmiş yıldır, Şinkiang, Sincan gibi saçma sapan terim ve kavramlarla yoklaştırmaya, yok saymaya ve yoksullaştırmaya çalıştığınız kadim TÜRK Yurdu….

Tuna’dan- Tarım Havzasına, Kaşgar’a Yarkent’e Balasagun’a uzanan UYGUR TÜRKLERİNİN öz vatanı DOĞU TÜRKİSTAN’ da ki zulüm ve insanlık suçunu bir an önce durdurun.

****

Biliriz ciddiye almayacaksın. Bir buçuk milyara yakın nüfusunla, dünyanın birçok yerinde ve ülkemde her yerden fışkıran çakma-sahte kendin gibi çin malı ürünlerin ve teknolojinle sözüm ona süper güç adayısın!

Hükümetinizle de borç alacak ilişkilerim yürüttüğüm çöpe atılamayacak projelerim var elim güçlü, şuan için haykırmaktan ve BUĞZ etmekten başka elinizden ne gelir diyorsun(!)

Hakkın da var(!)

Maalesef ki geçmişte olduğu gibi bugün de Türk olmanın ağır bedeller gerektirdiği zor ve hassas zamanlardan geçiyoruz. Kendi vatanımızda sesimizi duyurmaktan, davamızı, hakkımızı savunmaktan imtina eder olmuşuz, siyasal İslamcıların hakim olduğu bir coğrafyada MÜSLÜMAN UYGUR TÜRKLERİNİN! de çığlıkları duyulsun umuduyla çırpınıyoruz.  

****

Hepimiz biliyoruz ki 40 Çerisiyle senin saraylarını basan KÜRŞAT, sana kilometrelerce uzunluktaki setleri yaptıran şanlı ECDAT, bir avuç imanlı basmacıyla dünyayı sana dar eden ATALIK GAZİ Yakup Bey ve onların evlatları senin en büyük korkundur.

Vahşetinin ve eziyetlerinin en büyük sebebi budur.

Her ne kadar şuan çaresiz görünsek de başta UYGURLAR olmak üzere milyonlarca TÜRK her an ensendedir.

Bir Kürşat veya YAKUP BEY ile tepene binmemiz İnşallah an meselesidir.

Değil 5 süper güç devletin 1’i, hepsi ve dahi dünyanın tamamı olsan da bir TÜRK etmezsin.

Çünkü Türk güçlü olduğu kadar adil ve merhametlidir, sen ise bu insani duygulardan asırlardır bi habersin.

****

Yaklaşık iki bin yıldır senin ve her türlü sömürü düzeninin türlü oyunlarına karşı verdiğimiz mücadele ve yapacaklarımızın teminatı olan yaptıklarımız kulağına küpe olsun.

Doğu Türkistan’da yaşananlara dair en son görüntüler ve okuduklarımdan sonra içimden size dair geçen en kalbi ifadem aklınızda bulunsun.

Allah belanızı versin, amin.

One thought on “Sevgi-Li Çin-Li(!)”
  1. Yazıda “Siyasal İslâm” tabiri geçmiş. Siyasal İslâm, Ilımlı İslâm, Radikal İslâm, Modern İslâm gibi ayrıştırıcı tanımlamaların tümünü reddediyorum. İslâm kelimesinin önüne değişik sıfatları takanların amacı İslâmiyeti bozmak, sulandırmak, Müslümanları bölmektir. Bize dayatılan kimlik tanımlamalarını, algıları, nifakları duya duya benimsememiz, biz Müslümanların cahilliğine ve gafilliğine delalet ediyor.
    Tek bir İslâm vardır. Âl-i İmrân, 19’da Yüce Allah şöyle buyuruyor. ““Kuşkusuz Allah indinde din İslâm’dır …” İslâm’ın sözlük anlamı, “bağlanmak, itaat etmek, teslim olmak, esenlik ve barış içinde olmak”tır. Batı’nın İslâm tariflerini, Müslümanların kullanması doğru değildir.
    Küresel Güç denilen devletler üstü şer otorite, merkezini İngiltere’den Amerika’ya taşımasının ardından şimdi de Çin’e taşımıştır. Merkez neredeyse süper güç orasıdır. Çin, bu bağlamda süper güç adayı değil, bizatihî süper güçtür.
    Süper Güç ne demektir? Ekonomik, siyasal ve askeri yönden her şeyi yapabilecek durumda olan büyük devlet demektir. Bu güçle baş etmenin yolu asla dayılanmak, hakaret etmek, gözdağı vermek ve beddua etmek değildir. Aynı şekilde güçlenerek karşısında durmaktır. Onun güçlenme yollarını kapatmaktır.
    Çin üretimi malları almamakla mücadeleye girişebilirdik meselâ. Yaptık mı? Hayır. Herkesin evinde Çin malları var. Teknolojisini kullanmayan yok. İhaleler Çin’e veriliyor. Gözle görülecek bir siyasal tavır yok ortada. Yaptırımdan asla söz edilemiyor. Çin ta nereden kalkıp iliğine kadar kurutmak için akın akın ticari filolarıyla Afrika’ya gidiyor, biz burnumuzun ucundaki Kara Kıta’da ne ticari, ne siyasi, ne kültürel, ne de dinî bir faaliyette etkin oluyoruz.
    Meydan boş, at oynatan Çin, seyreden biz olduktan sonra Uygur Türklerini de kırar, yarın gelir bizi de kırar.
    Haydi o zalim ve canavar, çünkü kâfir. Ya biz kimiz? Bu gafillikle, gevşeklikle, şuursuzlukla, kulsuzlukla, tembellikle kendimize Müslüman diyebilir miyiz? Türk olmakla övünebilir, vaktiyle şöyleydik, ayağını denk al diye kafa tutabilir miyiz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir