Paylaş

Emek Partisi (EMEP) Kocaeli İl Örgütü, 17 Ağustos depremine dair açıklama yaptı. İl Başkanı Arzu Erkan imzalı açıklamada “Deprem değil binalar öldürür, deprem bir doğa olayıdır ve alınan önlemlerle vereceği zarar da en aza indirilebilir. Yaşanabilir ve güvenli bir kent hakkı için birlikte mücadele edelim” denildi. 
17 Ağustos’un yarattığı yıkımın kapanmayan bir yara olduğunu vurgulayan Erkan, “Merkez üssü Gölcük olan, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 21 yıl geçti. 17 Ağustos 1999 sabahı, saat 03.02’de gerçekleşen ve sadece 45 saniye süren deprem; ilimizde tarifi imkansız acılar yaşanmasına, çok sayıda yurttaşımızın yaşamını yitirmesine ve sakat kalmasına yol açtı. Depremde yitirdiğimiz tüm yurttaşlarımızı saygıyla anarken, yakınlarını yitiren yurttaşlarımıza baş sağlığı diliyoruz. 17 Ağustos, yarattığı yıkım itibariyle hala kentimiz açısından kapanmayan bir yara olmaya devam ediyor. Resmi rakamlara göre; 17 bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği, 23 bin 781 kişinin yaralandığı, 17 Ağustos Depremi; gerek büyüklüğü, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse de sebep olduğu can ve mal kaybı nedeniyle ülkemizin yaşadığı en büyük felaketlerden biridir” dedi. 

“21 YILDIR AYNI TUTUM”


Üzerinden 21 yıl geçen bu büyük felaketin ardından can ve mal kayıplarına neden olan başka depremlerin de yaşandığını ifade eden Erkan, “Ülkemizin yüzde 66’sının 1. ve 2. derece deprem kuşağında yer aldığının bilinmesine rağmen 17 Ağustos’tan gereken dersleri çıkardığımız, gerekli önlemleri aldığımız söylenemez. Bütün dünya gibi ülkemizin de küresel bir salgınla yüzyüze kaldığı bir ortamda; nasıl ki koronavirüsle mücadele yurttaşın kendi alacağı tedbirlere indirgenmiş, yurttaşa, ‘maske, mesafe ve temizlik kurallarına uy’ denilmesi dışında iktidar ve ilgili bakanlıklarca alınması gereken tedbirler geri plana itilmişken, depremle mücadele açısından da 21 yıldır benzer bir tutum sergilenmiştir” ifadelerini kullandı. 

“KENTSEL DÖNÜŞÜM RANTSAL DÖNÜŞÜM OLDU”


Tek sorumluluk sahibinin yurttaşlar olmadığını söyleyen Erkan, “Ülkemizde gerçekleşen her depremin ardından duyduğumuz tek şey ‘Depremle yaşamayı öğrenelim’ olmuştur. Sanki olası bir depremde tek önlem alması gereken, tek sorumluluk sahibi olan yurttaşlarmış gibi! Bu devasa felaketin ardından olması gereken; olası bir depremin yıkıcı etkilerini azaltacak önlemlerin alınması, yapı güvenliğinin sağlanması, kentlerin deprem tehlikesine göre yeniden düzenlenmesi, olası bir depremden sonra nasıl bir afet organizasyonu yapılacağının belirlenmesi iken tüm bunlar yapılmadığı gibi sadece yaşam alanlarımız değil afet toplanma alanları bile ranta açılmıştır. ‘Depremle mücadele’ iddiasıyla gündeme getirilen kentsel dönüşümle yurttaşlar yerlerinden edilmiş, kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme dönüştürülerek yandaş inşaat şirketleri ihya edilmiştir. 17 Ağustos depreminin hemen ardından kurulan Ulusal Deprem Konseyi, 7 yıl sonra Başbakanlık genelgesi ile lağvedilmiş, konseyin hazırladığı Ulusal Deprem Stratejisi ise tozlu raflardaki yerini almıştır. Olası depremlere hazırlık yapılması için çıkarıldığı iddia edilen ‘Geçici Deprem Vergisi’nin önce başka alanlarda kullanıldığı ortaya çıkmış, 2011 yılında ise hükümet bu vergiyi kalıcı hale getirerek gelirlerini de hazineye devretmiştir. Her seçimde küçük çaplı imar afları yapılırken, 2018 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde ülkemiz tarihinin en büyük imar affı çıkarılarak, bütün kaçak, hiçbir denetime tabi olmadan yapılmış binalar bu kapsama alınmıştır” dedi.

“MEVCUT YAPI STOKU İYİLEŞTİRİLMELİ”


Bugün Kocaeli’de yapıların güvenliği konusunda belirsizliklerin olduğunu aktaran Erkan, “17 Ağustos 1999’dan bu yana; ağır, orta ve hafif hasarlı kamu binaları, konutlar ve işyerlerinde nasıl bir denetim yapılmış, nasıl sonuçlar ortaya çıkmış bunun bilgisi tüm yurttaşlarla paylaşılmalı ve bu konuda gerek iktidar gerekse de yerel yönetimler hızla adım atmalıdır. Mevcut yapı stoku hızla iyileştirilmeli, onarılmalı ve güçlendirilmelidir. Yeni yapılan tüm binalarında depreme uygun olarak yapılması sağlanmalıdır. Kentimiz bir sanayi ve liman kentidir. Tüm fabrika- işyerleri ve limanlar olası bir depreme karşı gerekli önlemleri aldı mı, özellikle depolama alanları buna uygun düzenlendi mi sıklıkla denetlenerek kamuoyu bilgilendirilmelidir. Yine kentin toplamı açısından nasıl bir afet planı hazırlanmış, nasıl bir organizasyon yapılmıştır bu kamuoyuna açıklanmalı, yerel yönetimler ve iktidar vakit kaybetmeksizin bu konudaki sorumluluklarına uygun adımlar atarak gerekli bilgilendirmeleri yapmalıdır. Tüm bu süreçlere halkın katılımı sağlanmalı, denetimlerde meslek örgütleri ve bilim insanlarının yer alması sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı. 

“YAŞANABİLİR VE GÜVENLİ BİR KENT İÇİN…”


Son olarak yaşanabilir ve güvenli bir kent hakkı için birlikte mücadele çağrısı yapan Erkan, “21 yıldır bu konuda hiçbir önlem almadığı gibi tersine bir tutum takınan; sadece ve sadece yurttaşa “Depremle yaşamayı, deprem anında nasıl davranmanız gerektiğini öğrenenin”, “Deprem çantası hazırlayın” diyen bir iktidarın adım atmasının tek yolu taleplerimiz için birlikte mücadele etmektir. Biliyoruz ki; deprem değil binalar öldürür, deprem bir doğa olayıdır ve alınan önlemlerle vereceği zarar da en aza indirilebilir. Yaşanabilir ve güvenli bir kent hakkı için birlikte mücadele edelim” dedi. 

Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.