Paylaş

Nedendir bilmem içinde bulunduğum her sohbet bir süre sonra kendiliğinden ne olacak bu memleketin hali oluyor!


İktidar partili tanıdıklarım bile bana soruyorlar, ne olacak diye!
Ne bileyim ben!
*
Ve partilerini eleştiremediklerini öne sürerek dillendirmem, eleştirmem ve çözüm önerilerinde bulunmam için şahit oldukları bazı olumsuzlukları anlatıyorlar.


Ve bu durum bu aralar çok arttı, bence iktidar partisi acilen partililerine özel sorul-cevaplı bilgilendirici toplantılar yapsın.


Benden medet beklediklerine göre durum baya vahim demek ki!
Ben kendilerine,


– iktidarlar muhaliflerin eleştirilerini dikkate almaz, bu eleştiriler onları daha da güçlenir! Gördüğünüz yanlış uygulamaları cesaret edip sizlerin dille getirmeniz lazım, samimiyetle ve ısrarla söylerseniz sizin sesinizi duyarlar, sırf biz söylüyoruz diye bile inadına yapabilirler! Diyerek nazikçe geri çeviriyorum.


Ama ikna olmayı, bana sürekli konular verip şunu yaz bunu yaz şöyle yaz diye endişelerini aktarıyorlar, ya hu kardeşim bana ne sizin endişelerinizden benim endişem bana fazla geliyor! Bir de sizinkileri yüklenemem! Siz yazın diyorum.


Hani var ya bir şarkı; Dertler benim çile benim mutluluk senin olsun! Hep öyle olsun istiyorlar!!!

*
Bende dolaylı ifadelerle! Rızkı veren Hüda’dır sözünü bilenlerin yeri geldiğinde cümle içinde kullananların rızkından korkup gördüğü yanlışlara susmasının!


İtikadi ve imani açıdan sıkıntılı bir durum olması bir yana, sevdikleri ve destekledikleri siyasetçilerin hatalarında ısrar etmelerine yol açacağı için bir nevi kötülük olduğunu bile anlatıyorum! Da.
Dinleyen kim!
*
Geçenlerde yine, acaba son birkaç yıl içerisinde kurulan “bazı” partiler, alışıldık yanlış kişiler ve eski bilindik yöntemlerle toplumda yükselen yenilikçi söylemleri, birlik beraberlik ihtiyacını köreltmek, alternatif arayışların umudunu kırmak ve var olan iktidarın değişmesinin zor olduğunu düşündürmek için mi kurduruldu diye!
Alışıldık kısır umutsuzlukların havada uçtuğu bir sohbet esnasında!
Antalya’da ticaret yapan meslektaşım Selçuk Polat bey dedi ki!


– Siyasette olmasını herkesin arzu edeceği insanları artık kimse kolay kolay evinden çıkartamaz!


– Gelin parti kuralım dersen gelmezler, velev ki gelseler bile dertsiz başlarına dert alacaklarını anlayıp geldikleri gibi giderler!

– Çünkü büyük partilerin yerel siyasetinde söz sahibi olmak öyle kolay değil!

– Var olan politikacılar, öyle birileri çıkıp gelsin de bizde kazanımlarımızı onlara verelim diye de düşünmüyorlar!

Bizim siyasette olmasını arzuladığımız insanlar çekinirler ve haklılar! Zaten bizim siyasete yakıştırdığımız kişiler siyasi sadakati de beceremezler.

Hani olsa olsa belki tek çare!

E PARTİ !!! dedi
*
Gerçekten etkilendim, neden ben düşünemedim diye hayıflandım!
*
Evet! Selçuk bey çok haklıydı…


E Devlet, E alışveriş, E bildirge, E fatura, E arşiv, E okul oluyor da!!!


E PARTİ neden olmasın.


Dileyen herkesin evinden çıkmadan, bir araya gelmek istemediği kimseler ile muhatap olmak zorunda kalmadan, üye olabilir…


Fikirlerini sunabilir, emekleri ve gayretleri ile ülkesi ve milleti için siyaset ve çözümler üretebilir!


Sözcü temsilci olabilir!


Hem bu E PARTİ’ de hamaset, iş takibi, kadrolaşma, ayrıştırma, illegalite, ticari fayda, ego, monarşi, ve benzeri onlarca olası olumsuzluk da olmaz!
Arkası var, parası var kirayı öder masrafları öder diye hak etmeyen kişiler vekil ve ya başkan olamaz!


Evet yanlış duymadınız E PARTİ de, kira elektrik su ısınma faturaları derdi de olmaz!!!


Her şey oylama ile yasal demokratik ve şeffaf bir şekilde ve hakkınca olur, hem de dünyada ilk olur!!!


Seçmek te görevden almak ta kolay olur!


Seçilen ölünceye veya bıkıp bırakınca kadar beklemek zorunda da kalınmaz!


Bence çok güzel fikir, sizde beğendiyseniz gelin cesaretle bunu yayalım, teşekkür ederim Selçuk bey.


Yaşasın E PARTİ!
Yücel Alpay Demir.

Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir