Paylaş

Adamın biri gurbet elde yıllarca çalışmış, çabalamış, didinmiş, kazanmış ve kazandıklarını biriktirmiş.

Ve nihayet memlekete dönme zamanı gelmiş.

Önce berbere ardından hamama giderek tepeden tırnağa temizlenip, süslenmiş.

Yeni aldığı ve ütülediği kıyafetlerini giydikten sonra, sevdiklerine aldığı hediyeleri özenle koyduğu bavulu alıp, dişinden tırnağından arttırarak biriktirdiği özenle ve dikkatle eski usul lastikle sardığı parasını da koyup cebine, gelmiş otogara…

Giyimi kuşamı ile herkesin, haliyle! Hırsızlarında dikkatini çekmiş?

***

Büyük bavulunu otobüsün bagajına verdikten sonra binmiş otobüse; içinde pişmaniye ve saray helvası olan küçük çantasını koyarken başucu dolabına, arkasından otobüse binerek yanına yaklaşan tecrübeli ve usta tırnakçının bir hamlede lastikle bağlı bir tomar parasını çaldığını fark edememiş!

Nasıl fark etsin ki! Hırsız gerçekten işinin ehliymiş.

Büyük vurgun vurduğunu anlayan hırsız inmemiş hemen otobüsten; kimse şüphelenmesin diye ilişmiş arkalarda bir koltuğa, inerim nasıl olsa ilk mola yerinde diye rahatça da yaslanmış arkasına.

Öyle ya belki de kendisine 1 yıl yetecek parayı vurmuş. Düşünün artık nasıl keyifle oturduğunu…

Otobüs hareket ettikten sonra yol paralarını toplaya toplaya gelen muavin bizim gurbetçiden de para istemiş, yol parasını…

Hafif geri doğru kaykılarak sokmuş elini tiril tiril saten pantolonunun sağ cebine.

O da ne? Para yok!

Önce sol cep, sonra arka cep, ceketin cepleri derken; her yerini defalarca kontrol etmiş endişe üzüntü ve ter içinde…

Anlamış başına bir hal geldiğini o vaziyette yığılmış koltuğa. Etrafındaki diğer yolcular da üzülmüş bizim gariban gurbetçinin haline.

Utanarak! Paramı düşürmüşüm galiba demiş muavine. Tabi yıllarca her türlü insanla muhatap olan muavin sakınmamış lafını.

Kusura bakma abim üstüne başına harcadığının bir kısmı da yol parasına ayırsaydın bu duruma düşmezdin!

Para almadan götüremem, Aşağı inmen gerekiyor demiş.

***

Tabi bunu duyan hırsız dayanamamış, acımış adamın haline ve muavine dönerek:

-Neyse yol parası abinin, ben veririm. Para yok diye otobüsten adam indirmek te neymiş. İnsanlık öldü mü?

Diye de çıkışmış …

Raconu kesmiş, postayı koymuş, tüm puanları toplamış HIRSIZ!

***

Memleketine gitmekten başka çaresi olmayan adam mecburen kabul etmiş kendisine yapılan bu iyiliği.

-Allah senin gibilerin sayısını arttırsın, işin rast gelsin, Allah ne muradın varsa versin diye de yol boyunca dua etmiş! HIRSIZA!

Yapılan iyiliğe şahit olan diğer yolcular da çok duygulanmış.

-Kaldı mı artık bu zamanda böyle yüce gönüllü insanlar, Allah işini rast getirsin, Allah ne muradın varsa versin.

-Allah senin gibi insanların sayısını çoğaltsın, ömrüne ve işine bereket versin.

Diye de dua etmiş herkes, duygulanarak…

***

Ve ineceği here kadar da hürmet görmüş herkesten bizim HIRSIZ. Hatta inerken de el sallamışlar arkasından. Allah her otobüse senin gibi birini nasip ve müyesser eylesin diye de bol bol dua etmişler.

***

DEMEM O Kİ!

Dua ederken çok dikkat etmek lazım. Çoğu zaman çaldığının bir kısmıyla bize iyilik yapıyor diye kimlere kimlere dua etmişizdir diyeceğim de…

Boş lakırdı olacak.

***

Bu hikaye vesilesi ile bizim coğrafyada hırsızların sayısının neden hiç azalmadığı ARTTIĞINI, bu hırsızların neden hep hürmet ve saygı gördüklerini işlerinin rast geldiğini, ömürlerinin bereketli olduğunu, her otobüste her mahallede, her ilçede, her ilde neden bol bol var olduklarını da anlamış oldum.

Yüce Allah bizlerin can-ı gönülden ettiğimiz duaları kabul ederek, HIRSIZLARIN sayılarını çoğaltmış, işlerini de rast getirmiş, gönüllerine göre de vermiş, ömürlerini de bereketlendirmiş!

Onlar ermiş muradına biz çıkalım Kiremit’ ine (!)

 

Perşembe günümüz de mübarek olsun he mi?

 

Yücel Alpay Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir