Paylaş

Zürafalar boynu kaşındığında ne yapar?

Kendileri kaşıyamayacağına göre, ağaçlara mı sürtünür? Yoksa birbirlerini mi kaşırlar!

Diye ettiğim merak…

Beni internette öyle sayfalara öyle bilgilere götürdü ki sormayın.

Meğer zürafa ve su aygırı gibi hayvanların sırtında ki keneleri yiyerek o hayvanları büyük bir dertten kurtaran, aynı zamanda yaralarını gagalayarak pıhtılaşan kanı içerek, bir nevi tedavi eden bir kuş türü varmış!

Adı; Öküz kakan!

Ağaç kakanın akrabası gibi düşünün.

***

Hayvanları gagalayarak ekosisteme tarifi imkansız katkılar sağlıyormuş bu mübarek hayvanlar!

***

Ey büyük Allah’ım! Yarattıklarını tanıdıkça “anladıkça” sana olan hayranlığım bin kat daha fazla artıyor, başımı secdeden kaldırmadan ibadet edesim her nefesimde seni anasım geliyor, derken!

Muhteşem mimarisi olan Camiler geldi gözümün önüne!

Her namaz kıldığımda gözüme ilişen, hat sanatı yazılar, kurşun kaplı kubbeler, kafama düşse ne yaparım diye namazda gözümü alamadığım zenginliğin ve ihtişamın simgesi bol taşlı avizeleri olan muhteşem mimariye sahip Camileri düşündüm!

Neden sade badanalı düz duvarları yok tu!

Ben camiye Mimarının yeteneklerini düşünmeye mi! O camiyi yaptıran padişahın servetini düşünmeye mi, yoksa kendi doğru ve yanlışlarımı düşünmeye!

Beni yaratan ile dertleşmeye mi gidiyordum!

Hiç düşünmez misiniz derken! Ebu Süfyan’ın çocuu Muaviye zamanında yapılan ihtişamlı yapıları kast ediyor olamazdı o yüce yaradan.

Gittiğim İbadethane, neden benim huşu ile ibadet etmeme mani olurcasına onlarca mühendislik terimi düşünmeme neden olsun, konsantrasyonumu bozsun ki diye hiddetlendim!

***

Şayet! Yahudilerin, Hristiyanların eşsiz mimariye sahip havraları, kiliseleri, katedralleri ile yarışmak, alt kalmamak için ise!

Hükmü kalmadığı için tedavülden kaldırılan, yaşayış ve yöntemleri örnek alınmaması gereken dinlerin mabetleri ile neden yarışalım, muhteşem olması gereken, İbadethanelerimiz mi, yoksa İbadetlerimiz miydi?

O da ayrı bir felsefe konusu!

***

Gerçi okulun içinde ki bilgi ve eğitim düzeyi ile değil de okulum temiz diye övünen bir sisteminden yetişen bir neslin hangi öğretmenler, hangi düzeyde felsefe yapmasını bekliyorsam ki!

O da “bazı” diyanetçilere ve onların önünde el bağladıklarına göre de kafirliğe atılan adım sayılıyor! Ya neyse.

Deveye sormuşlar boynu neden eğri diye; Medula spinalisin sinirlere yaptığı lokal baskıdan oluşan ventral sinir sıkışmasından dolayı demiş.

Çarşamba günümüz de mübarek olsun inşallah.

Selam ve dua ile

Yücel Alpay Demir.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir