Paylaş
Grev alanında “İnsanca Bir Yaşam Kampanyası”nın startını veren Emek Partisi, her geçen gün gelen yeni zamlar ve artan yoksulluğun emekçiler için hayatı daha da çekilmez kıldığını belirterek, “İnsanca bir yaşam için hakkımız olanı alacağız” dedi.
Petrol-İş üyesi Neşe Plastik işçilerinin grevini 14’üncü gününde ziyaret eden Emek Partisi (EMEP) “İnsanca Bir Yaşam Kampanyası”nın startını verdi. Ziyarette konuşan EMEP MYK Üyesi Arzu Erkan, “Bu ülkedeki bütün ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı. Ücretlerde hiçbir kesintiye gidilmeksizin, çalışma süresi; günde 7, haftada 35 saate düşürülmelidir. Haftada 2, yılda 30 gün kesintisiz dinlenme hakkı istiyoruz” dedi.
Büyüyen ekonomide payı sermaye sınıfının aldığını belirten Erkan, “Türkiye ekonomisi büyüyor, işçinin ekonomisi büyüyor mu? Büyüyor denilen ekonomide aslında büyüyen sermaye sınıfı, maalesef ki işçiler değil. Bu kadar yıllık sendikalı bir işyerinde bile sadece asgari ücret seviyesinin üzerinde bir ücret almak için greve çıkmak zorunda kalıyorlar. İşçiler grevi tercih etmez, grevi patronlar tercih eder” dedi.
“İNSANCA YAŞAYACAĞIMIZ BİR ÜCRET İSTİYORUZ”
Gerçekten insanca yaşayabileceğimiz bir ücret istediklerini belirten Erkan, “İstiyoruz ki bu ülkede bizler çocuğumuza 1 litre süt almayı bile düşünür hale gelmek istemiyoruz. Biz artık çocuklarımızın bizler gibi maliyet hesabı yapmasını istemiyoruz. Gerçekten insanca yaşayabileceğimiz bir ücret istiyoruz. Parti olarak, bu grev meydanında şunun çağrısını yapıyoruz: Sendikalar eğer açlık ve yoksulluk sınırını açıklıyorsa, o zaman bu açıkladıkları rakamlara uygun bir mücadele vermek zorunda. Bu ülkedeki bütün ücretler yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmak zorunda. Çünkü biz eğer bu ülkede tüm malları, tüm hizmetleri üretiyorsak, bu dünyanın çarkını bizim emeğimiz döndürüyorsa o zaman birileri sırça köşklerde yaşayıp ‘Aynı gemideyiz, ey işçiler siz fedakarlık yapın’ diyorsa bizim onlara söyleyebileceğimiz tek bir şey var: Biz artık fedakarlık yapmak istemiyoruz. Temel tüketim ürünlerine, hizmetlere, kiralara gelen fahiş zamlardan bıktık. Artık neredeyse en zaruri ihtiyaçlarımızı alamaz hale geldik. Bu zamlar durdurulmalı ve yapılan zamlar da bir an önce geri alınmalıdır. Başka türlü insanca yaşamamızın koşulları yok” diye konuştu.
“TALEPLERİMİZ İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”
Sermayenin kar hırsının önüne geçebilmek için mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Erkan, “Ücretlerde hiçbir kesintiye gidilmeksizin, çalışma süresi; günde 7, haftada 35 saate düşürülmelidir. Dinlenmek herkesin hakkı, işçilerin de hakkı. O yüzden de haftada 2, yılda 30 gün kesintisiz dinlenme hakkı istiyoruz. Bunu yapabilmemiz için, sermayenin doymak bilmeyen kar hırsının önüne geçebilmeliyiz. Bunu tıpkı sizler gibi örgütlenerek, sendikalı olarak, toplu sözleşmeli bir çalışma hayatını elde ederek, ülke genelinde de birleşerek yapabiliriz” dedi. “Biliyoruz ki, bu talepleri sadece birlikte mücadele ederek kazanabiliriz, bunu yapabilecek güce sahibiz” diyen Erkan, “Nasıl ki siz patron karşısında, şu koşullarda greve çıkmayı göze aldınız, o zaman bizler de bu talepleri hiçbir ayrım yapmaksızın bütün işçilerin sahiplendiği talepler haline getirebiliriz. Hem grevinizle dayanışacağız, hem de bu ülkede bu ülkede böyle güçlü bir işçi hareketinin ortaya çıkmadan bu söylediklerimizin olabileceğinin mümkün olmadığını biliyoruz. Eğer işçiler harekete geçerse bu söylediklerimizi elde edebiliriz. Sınıfın partisi olarak biz de bunun mücadelesini vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“KRİZİN FATURASINI BİZE YIKMAYA ÇALIŞIYORLAR”
Tüpraş’ta yaşananlara da değinen Erkan, “Tüpraş işvereni ‘Şu kadar işçiyi işten çıkaracağım’ derken sendikayı, toplu sözleşmeyi disiplin kurullarını yok sayıyor. Biz diyoruz ki işten atmalar yasaklanmalı ama pandemide yaptıkları gibi değil, işten atmayı yasaklayıp tazminatsız çıkışın önünü açtılar ya. Çünkü bu şirketler kar ediyor, karına kar katıyor ama aynı gemideyiz yalanıyla krizin tüm faturasını bizlere yıkmaya çalışıyorlar. Bu talepler bütün işçilerin. Bu talepler herkesin talepleri ise, harekete geçmeyen sendikaları bu zam olurken, toplu sözleşmeler pula dönmüşken neden zam yapmıyorsun, neden ücretler yoksulluk sınırının altında kalıyor, neden bunun için mücadele etmiyorsun diyerek onları harekete geçirmeye ihtiyacımız var. O yüzden mahallelerde, işyerlerinde, fabrika fabrika bu saydığımız talepler etrafında bir kampanya yürütüyoruz” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir