Paylaş
Gebze’de, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal ve akademisyen Ömer Furkan Özdemir’in katılımıyla “100 Yılın Bakiyesi ve İşçi Sınıfı” başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.
Türk Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası (MMO) Gebze Lokalinde Evrensel Gazetesinin çağrısıyla gerçekleştirilen söyleşiye metal ve petrokimya fabrikalarından işçiler de katıldı.
Söyleşide ilk olarak konuşan akademisyen Ömer Furkan Özdemir, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk ve orta dönemlerinde işçi sınıfının karşılaştığı sorunlara ve o sorunlara da neler yapıldığına değindi. “İşçiler sınıflaşabildi mi, nasıl harekete geçti ve nasıl kazanımlar elde etti” sorularına somut örneklerle cevap veren Özdemir, “Cumhuriyet gerçekten Mustafa Kemal’in de dediği gibi ‘Kimsesizlerin kimsesi midir?’ kabaca baktığımızda bir ‘Baba devlet’ figürüyle bunu kendine yüklemiş cumhuriyet ama işçi sınıfının kimsesi yine kendisidir. Cumhuriyet döneminde işçi sınıfı kendisini bir sınıf olarak kendi hakları için mücadele eden bir güç olarak ortaya çıkması tarihe geçen bir durum olmuştur” dedi.
“İŞÇLER SINIF OLDUĞU SÜRECE KİMSESİZ DEĞİLDİR”
Osmanlı’nın son dönemindeki çeşitli yasal düzenlemeler ve özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan yasal düzenlemelerin hangi olgu ve olaylar üzerinde şekillendiğini tarihsel bir şekilde anlatan Özdemir, “Mustafa Kemal’in deyimiyle ‘Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet’, zorunlu çalışma kanunu ile nasıl kimsesizlerin kimsesi olduğunu gösteriyor. Bu topraklardaki işçi sınıfı kimsesiz değildir. İşçileri bir sınıf olarak kabul etmeyen, örgütlenmesini engelleyen, işçilerin sınıf olmasını engelleyen bu politika, işçileri kimsesiz hale getirmiştir. Cumhuriyet işçi sınıfını kimsesiz hale getirmeye çalıştığı için kimsesizlerin kimsesi olmuştur. Ama işçi sınıfı kimsesiz değildir işçi sınıfının kendisi zaten kendisinin kimsesidir. İşçiler bir sınıf olduğu sürece kimsesiz değildir” diye konuştu.
Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakkı Özdal ise, cumhuriyetin 100 yılını doldurduğunu ama 100 yaşını yaşamadığını söyledi. Cumhuriyetin kuruluşuna ve burjuva sınıfının varlığına değinen Özdal, “Bu yüz yıl, kapitalizmin bu topraklarda ilkel şekilde ortaya çıkışının da tarihidir. 1923 keskin bir dönüştür Türkiye tarihi açısından, eşyaya adını vermemiz gerekirse, bir devrimdir. 1908-1923 arasını işgal eden bir tarihin sürecidir. Meclisin çatısında kiremit yok, 5 bin kiremite ihtiyaç var. ‘Vehbi var, bulur’ diyorlar. Ankara’nın arka sokaklarında gezmeye başlıyor Vehbi Koç. Yurttaşa ‘Çatısından 1 kiremit verene şu kadar para vereceğim’ diyor ve nakit parayla 5 bin kiremit topluyor. Geliyor meclise iki katına satıyor bu kiremitleri. Ege bölgesinde Eczacıbaşı ailesi, Ankara’da Koç ailesi, Adana’da Sabancı ailesi mülkiyet transferini de içeren bir mücadelenin ürünü. Savaş vurguncuları ile birlikte müslüman burjuvazi oluşur. İşte Türkiye burjuva sınıfı böyle büyüdü Cumhuriyet döneminde” dedi.
“CUMHURİYETİN SAHİBİ TEKELCİ SERMAYE”
Cumhuriyetin kuruluşunu “Ezilen sınıfın, özellikle köylü sınıfının kanıyla katıldığı bir devrim” olarak değerlendiren Özdal, “Bu tarihten sonra cumhuriyet, 1923 İzmir İktisat Kongresi ile daha gelişkin bir kapitalist ülke olunacağına dair kararlar alınır. İkinci Dünya savaşı sırasında da benzer sorunlar yaşanır. Erdoğan’ın o döneme dair sıklıkla dile getirdiği ekmeğin karneyle satıldığı bir dönem var. Fakat Erdoğan’ın atladığı bir şey var. Kendi tarihsel kökü o karneyle satılan ekmek sayesinde doğmuştur. Erdoğan varlığını ekmeğin karneyle satılmasına borçludur. Menderes’in kendisi de savaş vurguncusudur. Yağı, şekeri, unu stoklamışlardır. Demokrat Parti’yi var eden süreç böyle ortaya çıkmıştır” dedi. Günümüze dair düşüncelerini aktaran Özdal, bugünkü iktidarın sermaye sınıfının tercihi olduğunu vurguladı. Mayıs seçimlerine değinen Özdal, “TÜSİAD sermayesi seçimden önce hem iktidarı, hem de muhalefeti IMF’siz bir IMF yönetimine bağladı, ikna etti. Seçim öncesinde, sürecinde en ufak bir açıklama yapmadılar. Şimdi ‘Mehmet Şimşek iyidir, ona dokunmayın’ diyorlar. Bu ekonomik politikaların doğru olduğunu söylüyorlar. 100. yılda cumhuriyetin sahibi işbirlikçi, tekelci burjuvazi ve bunun müttefikleridir. Burjuvazinin bu programıyla mücadelenin günlük çalışması asıl ilgimizi çeken şey olmalı” dedi.

Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.